İran Cumhurbaşkanı Mesud Pzeşkiyan Katar Medyası El Cezire'ye konuştu.
Pezeşkiyan Mekke Analaşması hakkında da "Bu, Müslümanların birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi açısından ileriye doğru atılmış bir adımdır.Biz de bu süreçte üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Elbette onların aldığı kararların ayrıntılarını henüz bilmiyoruz."dedi.
1- Dışişleri Bakanı’nın da aralarında bulunduğu heyetiniz ile Amerikan tarafı arasında bir görüşme gerçekleştirildi. Bu görüşmede neler konuşuldu? Hangi konular ele alındı? Bu görüşmeyle ilgili paylaşabileceğiniz bir ayrıntı var mı?
Amerikalılarla yaptığımız görüşmeler bu kez dördüncü ya da beşinci kez gerçekleşiyor. Yaşananlar ve hâlâ yaşanmakta olan gelişmeler nedeniyle artık bu görüşmelere güvenimiz kalmadı. Çünkü her seferinde bir süre geçtikten sonra yeniden saldırılara ve yaptırımlara başlıyor, bugüne kadar yaptıkları şeyleri tekrar ediyorlar.
Buna rağmen dünyaya, bizim görüşme ve müzakere peşinde olduğumuzu, bölgemizde çıkardıkları bu istikrarsızlığı ve felaketi istemediğimizi göstermek amacıyla yeniden arabulucu ülkeler üzerinden Amerikalılarla görüşüyoruz. Katar ve Pakistan da bu ülkeler arasında. Bu süreçte en azından bir çerçeve üzerinde anlaşmaya vardık ve bunu açıkladık. Şimdi sıra Amerikalılarda: Bu çerçeve içerisinde görüşmelere girmeye hazırlar mı, yoksa yine süreci sabote mi edecekler?
2- Medya, geçici bir anlaşmadan ve Hürmüz Boğazı meselesinden söz ediyor. İlk adımı hangi taraf atmalı? İran, Hürmüz Boğazı konusunda ilk adımı atmalı mı?
Hürmüz Boğazı konusunda şunu söyleyeyim: Yolu kapatan taraf biz değildik. Yolu kapatan Amerika, bölgeyi ateşe veren ise İsrail. Bu güzergâh tarih boyunca İran ve Umman’la bağlantılı olmuş ve serbest geçişe açık olmuştur. Ancak bizim yolumuzu kapatıp geçişimize izin vermezlerse, doğal olarak biz de onların geçişini engelleriz.
Bu mesele güç kullanarak ve zorbalıkla değil, müzakere yoluyla çözülebilir. Amerika dünyanın öbür ucundan Fars Körfezi’ne geliyor, burada üsler kuruyor ve bu üslerden ülkemize, okullarımıza ve altyapımıza saldırıyor.
Hangi uluslararası hukuk onlara bunu yapma hakkı veriyor? Güçleri olduğu için mi? İstedikleri kişiye saldırabildikleri için mi? Ne yazık ki yaptıkları tam olarak bu.
Biz güçlü bir şekilde direniyoruz ve haksız yere şehitler veriyoruz, ancak saldırılara karşılık vermeye de devam ediyoruz. Eğer meselenin özü müzakere yoluyla çözülürse, Hürmüz Boğazı doğal olarak serbest ticarete açık olacaktır. Ancak bölgeyi ateşe vermek için kullanılacak silah, mühimmat ve askeri ekipmanların taşınmasına açık olamaz.
Bölge ülkeleriyle bir araya gelip güvenliği birlikte sağlayabiliriz. Bir jandarmaya ihtiyacımız yok. Biz Müslümanlar, Fars Körfezi’ndeki kardeşlerimiz ve Arap ülkeleriyle el ele vererek bölgenin güvenliğini sağlayabiliriz. Biz buna inanıyor ve bunu hayata geçirmek istiyoruz.
3- Anlaşmaya ne zaman ulaşılacağı, bunun ABD seçimlerinden önce mi yoksa sonra mı gerçekleşeceği konusunda birçok yorum yapılıyor. Siz daha önce ABD seçimlerinden önce bir anlaşma istediğinizi söylediniz. Sizce seçimlerden önce bir anlaşmaya varılabilir mi?
Bu Amerikalılara bağlı. Biz anlaşmayı imzalamış ve buna bağlı kalmıştık. Ancak onlar anlaşmayı bozuyorlar. Bu ilk kez de olmuyor. Güvensizliğin temel nedeni de bu.
Onlarla hangi hukuka dayanarak konuşacağımızı bilmiyoruz. Verdikleri sözün arkasında duracaklar mı? Ne kadar müzakere edersek edelim, ertesi gün söylediklerini veya imzaladıkları anlaşmayı kolayca inkâr edebilirler.
Akıl, bilim, toplum ve inanç açısından bakıldığında, ya bir şeyi hiç imzalamamaları gerekir ya da imzaladıklarında ona bağlı kalmaları gerekir. Ne yazık ki bunu yapmıyorlar. Bizim sorunumuz da tam olarak bu.
4- ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmeniz ihtimali var mı?
Neden? Ne için?
Yazılı olarak üzerinde anlaştığımız şeyleri uygulamıyorlarsa, onlarla görüşmemiz sorunu çözecek mi? Sözlerinin arkasında durmaya hazır olduklarına nasıl inanabiliriz?
Liderimizi şehit eden, okuldaki çocuklarımızı öldüren, altyapımızı vuran, bilim insanlarımızı ve üniversitelerimizi hedef alan kişilerle şimdi bizim gidip aşağılanarak görüşmemiz mi gerekiyor?
Biz ölürüz ama zillet altında yaşamayız.
5- İran’ın savaşı sona erdirmek ve mevcut sorunları çözmek için yol haritası nedir?
Sorun bizden kaynaklanmıyor; sorun Amerika’dan kaynaklanıyor. Savaşı biz başlatmadık, şimdi de savaşı başlatan taraf biz değiliz. Onlar bize saldırıyor, biz de karşılık veriyoruz.
Geri çekilsinler ve bize saldırmasınlar. Biz 200 yıldır hiçbir ülkeye saldırmadık ve hiçbir ülkeyle savaş arayışında olmadık. Dost ve kardeş ülkelerimize saldırıp onlarla savaşacak değiliz. Onlar bizim kardeşlerimiz. Biz Müslümanız, onlar da Müslüman.
Neden birbirimizle savaşalım?
Amerika’yı savaşa sürükleyen İsrail’dir. İran’a saldırırlarsa iki-üç gün içerisinde hükümeti devirebileceklerini düşündüler. Liderimizi ve komutanlarımızı hedef aldılar. Ekonomik durumun kötü olduğunu ve halkın sokağa çıkacağını düşündüler.
Hatta içerideki bazı grupları silahlandırmışlardı. Ancak sonuç tam tersine oldu. Daha önce yönetimimiz, politikalarımız veya inançlarımız nedeniyle bizimle sorun yaşayan insanlar bile sahaya çıktı, bize destek verdi ve direndi. Böylece Amerikalıların ve İsraillilerin kötü planlarını boşa çıkardılar.
6- İran’ın ABD ile yaptığı 60 günlük anlaşmaya geri dönmesi gerektiğini mi düşünüyorsunuz, yoksa şartlar ve müzakere konuları değişti mi? İran’ın talepleri dikkate alındığında, aynı anlaşmaya dönmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biz yeni bir şey istemiyoruz. Sadece aynı mutabakata geri dönmelerini ve buna bağlı kalmalarını istiyoruz.
Uluslararası hukukun dışında hiçbir şey istemiyoruz ve bu hukuka aykırı hiçbir adım atmıyoruz. Ancak onların da uluslararası hukuka aykırı şekilde bize davranmaması gerekiyor.
Onlar hukuka aykırı davrandığında, karşılık vermek zorunda kalıyoruz. İran’ın ayakta kalabileceğini ve karşılık verebileceğini düşünmediler.
Şimdi de yaptırımlarla halkı hedef almaya çalışıyorlar. Bu, ekonomik bir suç ve insanlığa karşı suç niteliğindedir. İlaçların giriş yolunu neden kapatıyorlar? Hammaddelerin ve insanların yaşamını sürdürebilmesi için gerekli ürünlerin girişini neden engelliyorlar?
Gazze’de insanların suyunu, ekmeğini ve gıdasını engelleyenler de aynı kişilerdi. Bakış açıları değişmedi. İran’a da aynısını yapmak istiyorlar. Ancak burada büyük bir yanılgı içindeler.
Halkımız dimdik ayakta duruyor. Gazze’de en vahşi yöntemleri kullandılar, masum insanların üzerine sayısız bomba yağdırdılar. Medeni olduğunu ve insan haklarını savunduğunu iddia eden dünya bunu gördü ve sessiz kaldı. Hatta birçok ülke onlara yardım ediyor.
Bazı Avrupa ülkeleri zaman zaman kamuoyu önünde İsrail’e karşı olduklarını söylüyorlar, ancak perde arkasında onlara destek veriyorlar.
7- General Rahim Safavi, Hürmüz Boğazı’nın yanı sıra Babülmendep hakkında da konuştu. İran Husilerle birlikte mi savaşıyor?
Yemen meselesinin bizimle bir ilgisi yok. Biz sadece empati kuruyoruz.
Dünyanın neresinde bir insan zulme uğruyor, topraklarından çıkarılıyor, evinden sürülüyor veya haksızlığa maruz kalıyorsa, Müslüman olarak en azından onunla empati kuruyoruz. Bizim Yemen’de bir faaliyet yürüttüğümüz doğru değil.
Bize göre Yemen ile Suudi Arabistan birbirleriyle savaşmamalı. İkisi de Müslüman. Oturup konuşmalarını ve sorunlarını çözmelerini istiyoruz. Onlar kardeştir; kardeş kardeşle savaşmamalı.
Müslümanlar birbirlerini öldürmemeli. İsrail ve Amerika’nın bölgede uyguladığı plan, Müslüman ülkeleri birbirleriyle karşı karşıya getirmek, petrol ve madenlerini almak ve karşılığında onlara hurda, uçak ve füze satmaktır. Yani hem kaynaklarını alıyorlar hem de onlara silah ve mühimmat satıyorlar.
8- İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün İran’a saldırmanın çok kolay olduğunu ve hâlâ yapılacak çok şey bulunduğunu söyledi. Ayrıca İran’daki siyasi sistem hakkında da açıklamalarda bulundu. Bu sözlere cevabınız nedir?
Zaten bu niyetle geldiler ve bunu yapmak istiyorlardı.
Netanyahu gözünün önündeki Gazze’yi teslim olmaya zorlayamadı. Şimdi İran hükümetini mi değiştirecek?
Gazze’de, Lübnan’da ve Suriye’de en vahşi yöntemleri kullandı ve onları teslim olmaya zorlayamadı. Şimdi bölgenin bir köşesinde, 92 milyon nüfuslu İran’a gelip hükümeti değiştirmek istiyor.
Amerika’yı da bu savaşa dahil etti. Liderimizi hedef alırlarsa İran’ın teslim olacağını ve hükümetin değişeceğini düşünerek Trump’ı ikna etmeye çalıştı. Ülke içinde çatışma çıkarmaları için bazı kişileri de örgütleyip silahlandırdılar.
Ancak bugün halkımız el ele vermiş durumda. Hiç olmadığı kadar birlik içinde direniyor, zorluklara katlanıyor ama hükümetinin ve kendi onurunun arkasında duruyor.
9- İran’daki ticari havayolu şirketlerinin Arap ülkelerine ve diğer ülkelere uçuşlarının engellendiği, ayrıca İran uçaklarının kullanılmaması yönünde talepler olduğu yönünde haberler yayımlandı. Bu kısıtlamaların İran üzerindeki etkisi nedir?
Bu da yaptıkları şeylerden biri ve aslında insanlığa karşı suç işliyorlar: ekonomik terör, soykırım ve siyasi-güvenlik terörü.
Hangi hukuka dayanarak hava yollarını kapatıyorlar ve sonra bize “Hürmüz Boğazı’nı siz kapattınız” diyorlar?
Bütün yolları kapatan kendileri. İsrail ve Amerika bize nereden saldırdı? Müslüman ülkelerin hava sahalarından. Bu ülkeler onlara böyle bir izin vermemişti. İnsan hakları ve uluslararası hukukun bütün kurallarını çiğnediler, ülkeleri sessiz kalmaya zorladılar ve hava sahalarını kullanarak bize saldırdılar.
Bu saldırılar hangi hukuka uygundu?
Şimdi de bizi teslim olmaya zorlamak için uluslararası hukuk ve kuralların aksine hareket ediyorlar.
Bizim Müslüman ülkelerden beklentimiz, onların karşısında durmaları ve buna izin vermemeleridir. Diğer ülkeler neden Amerika’nın politikalarına ve talimatlarına uymak zorunda?
Amerika Birleşmiş Milletler mi? Amerika kim oluyor da bir yerden emir veriyor ve ülkeler buna uyuyor? Bu, diğer ülkelere yönelik bir hakarettir.
10- Suudi Arabistan’la anlaşmazlıkların çözümü için çaba gösterdiniz. Ancak aynı zamanda Suudi Arabistan’ı hedef alan Husileri destekliyorsunuz. İran’ın bugün Suudi Arabistan ve Fars Körfezi’nin diğer tarafındaki ülkelerle ilişkilerini nasıl tanımlarsınız?
Hayır, hayır. Benim inancım şu: Mekke ve Medine’nin bulunduğu Suudi Arabistan, Müslümanların birlik merkezi olabilir.
Her yıl dünyanın dört bir yanından Müslümanlar oraya gidiyor, Allah’a ibadet ediyor ve yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine yardım edilmesini öğütleyen ayetleri okuyorlar.
Müslümanların her yıl orada bir araya gelmesi ve birlik olması gerekiyordu. Ben bunu Pakistan Başbakanı’na da söyledim. Hatta bir mesaj göndererek Suudi Arabistan’ın Müslümanların birlik merkezi, Mekke’nin ise İslam ülkelerinin birlik sembolü olabileceğini ifade ettik.
Müslümanlar el ele verirse İsrail bölgede bu yaptıklarını yapmaya cesaret edemez.
Peygamber Efendimiz de Mekke’nin fethi sırasında teslim olan Kureyş ileri gelenleri karşısında Müslümanların kardeşliğinden söz etti: “Müslüman Müslümanın kardeşidir; Müslümanlar kardeştir ve başkalarına karşı tek bir eldir.”
Neden biz bunu yapmıyoruz? Neden birleşip el ele vermiyoruz ve Müslümanlara saldıranlara karşı tek bir güç olmuyoruz?
Oturup kendi sorunlarımızı çözmeliyiz. Yemen meselesinin çözümüne yardımcı olmaya hazırız. Ateşe körükle gitmek istemiyoruz. Suudi Arabistan ve Yemen’le birlikte oturup bu sorunun çözümüne katkı sunmaya hazırız.
11- Milisler ve Husiler neden Suudi Arabistan’ın petrol hatlarını hedef alıyor? Suudi Arabistan Amerika mı?
Orada yaşanan olayla ilgili kendi komutanlarımıza sorduk. Ben bizim herhangi bir müdahalemizin olup olmadığını sordum; onlar da müdahalemiz olmadığını söylediler.
“Gelsinler, bunu doğrulasınlar” dedik. Bu saldırının İsrail veya onun unsurları tarafından gerçekleştirilmiş olması ve böylece bir çatışma çıkarılmak istenmesi ihtimal dışı değil.
Bizim askerlerimiz bunu kimseye karşı yapmadıklarını söylüyor. Karşı taraf da kendilerinin yapmadığını söylüyor. O halde oturup araştırmalı ve bunu kimin yaptığını ortaya çıkarmalılar.
Bazı kişiler çatışmayı körüklemek ve aramıza ayrılık sokmak için bunu yapmış olabilir. Bir araya gelip gerçeği ortak bir soruşturmayla ortaya çıkarabiliriz.
12- Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki Mekke Anlaşması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu anlaşmayı İran'a karşı bir girişim olarak görüyor musunuz?
Bu, Müslümanların birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi açısından ileriye doğru atılmış bir adımdır.
Biz de bu süreçte üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Elbette onların aldığı kararların ayrıntılarını henüz bilmiyoruz.
Ancak bu, Müslümanların birbirleriyle çatışmak yerine bir araya gelerek İslam birliğini gerçekleştirmeleri yönünde atılmış önemli bir adım olabilir.
13- Çin ve Rusya bu savaşta İran’a destek verdi mi? Bu destekler yeterli oldu mu?
Siyasi açıdan bize çok yardımcı oldular. Aksi halde Amerika ve bazı bölge ülkeleri aleyhimize yeni kararlar ve yaptırımlar çıkartabilirdi.
Ekonomik açıdan da onlarla iyi ilişkilerimiz ve ticaretimiz var. Bu yönde ilerliyoruz. Aynı yaklaşımı İslam ülkeleriyle ilişkilerimizde de sürdürüyoruz.
İran kuşatılamaz. Hava yolunu kapatsalar bile kara yolu hâlâ açık.
Müslümanlar birlik olursa birbirlerine yardım ederler. Biz Müslümanlar birbirimizin sesini duyduğumuzda birbirimize destek olmalı ve Amerika ile Siyonistlerin bölge Müslümanları arasında ayrılık çıkarmasına izin vermemeliyiz.
Müslümanlara verilmesi gereken mesaj budur.
14- İran’ın yeni Suriye yönetimiyle ilişkileri nasıl?
Şimdilik benimsedikleri yaklaşım nedeniyle onlarla ilişki kuramadık.
İslam, din, adalet ve hakkaniyet temelinde hareket etmelerini umuyoruz. Eğer Allah’ın dinine ve Peygamberimizin sünnetine göre hareket edersek hiçbir sorun çıkmaz.
Peygamberimizin sünnetinde herkes kardeştir. Irk veya cinsiyet bir üstünlük ölçüsü değildir.
Allah şöyle buyuruyor:
“Erkek veya kadın, kim mümin olarak salih amel işlerse, ona güzel bir hayat yaşatacağız ve yaptıklarının en güzeliyle mükâfatlandıracağız.”
Biz Müslümanlar buna inanmalıyız. Allah’ın sözlerine, Peygamberimizin sözlerine ve onun sünnetine göre hareket etmeliyiz.

yorumunuz